Archive for Genel

Bodrum Antik Kenti ve Gezilecek Yerler

Bodrum daracık ve çiçekli sokakları, beyaz dokusu,masmavi deniziyle insanı çağıran bir yapıya sahip olduğu apaaçık. Ancak benim burayı görmemde ki sebep magazin programlarında insanları buraya davet eden, Bodrum’da yapılması gereken on şey, görülmesi gereken on şey vs değildi. Hatta onların hiçbirini yapmadan ben bu şehri sevdim diyebilirim.

Bodrumda görülmesi gereken popülist şeyleri saymalarından bıktıysanız işte size Bodrum’da görülmesi gereken önemli 4 şeyi sayıyorum.

1.Halikarnas Mozolesi,Kral Mausolos adına karısı ve kız kardeşi tarafından Halikarnassos’da yaptırılmış, dünyanın yedi harikasından biri sayılan oldukça büyük boyutlardaki mezarı görmelisiniz. Mausoleion’un yüksekliği yaklaşık 55 metre. Basamaklı bir piramit görünümünde ki anıt mezarın tepesinde, 4 atlı bir zafer arabası, arabanın içinde ise Kral Mausolos ve eşinin yan yana heykelleri bulunuyor.

M.S. 13 yüzyıla kadar korunan antik mezar önce bir depremle yıkılmış daha sonrada taşları Bodrum Kalesi’nin yapımında kullanılmış. Ayrıca bu mezara ait birçok kabartma ve heykeller 1800′lü yıllarda İngilizler tarafından British Museum’a götürülmüş ve bugün orda sergilenmektedir. Kendi mirasımıza sahip çıkamadığımızı, onları kendi ellerimizle başkalarına verdiğimizi görmek gerçekten çok üzücü.

Müze binası kapalı ve yarı açık olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Kapalı bölümündeki topografik harita ve Mausoleion maketi, duvardaki tüm fotoğraf ve altında açıklamalarla birlikte ,müzeyi gezenlere, mezarı ve şehri daha iyi bir şekilde tanımalarına imkan tanımaktadır.

“Mausoleum” ziyaret saatleri; 10:00 -16.00 arası.Giriş 8 TL.

2. Bodrum Kalesi(St. Peter Kalesi)‘ne ne yazık ki girme fırsatı bulamadık. Günlerden Pazartesi olduğu için müze kapalıydı. Ancak şehrin yüksek bir yerinden bakıldığında görünen bu kale gerçekten cezbediciyidi. İki liman arasında, üç tarafı denizle çevrili, kayalık bir yarımada üzerine kurulmuş. Mausolos Anıt Mezarı’nın taşları ve rölyefleri kale duvarlarında kullanılmış.

3.Bodrum Sualti Arkeoloji Müzesi; Bodrum Kalesi içinde yer alan dünyanın en büyük su altı arkeoloji müzelerinden biri. Bodrum Müzesi’nin tüm bölümleri Pazartesi günleri kapalıdr. Ziyaret Saatleri: 9.00 -19.00 (eylül sonuna kadar)Eylül-Nisan aylari Açılış: 10:00 Kapanis 16:00 Giriş.Fiyatı: 10 TL.

4. Bodrum Antik Tiyatrosu;Helen döneminden günümüze gelen önemli yapılardan biridir. Kapasitesi 13.000 kişiliktir. Sahne, Orkestra ve Oturma yeri olmak üzere 3 ana bölümden oluşmaktadır. Bugün burada konserler düzenlenmekte, tiyatro oyunları sergilenmektedir.

Heredot’un Şehri:Bodrum

Bodrum M.Ö. 484-525 yılları arasında Yunanlı tarihçi yazar Heredot’un yaşadağı yer olarak bilinir.

Tarihi dokusunu yitirmemeye çalışsa da polülaritesi onu önüne geçilemez bir yıpranmayla karşı karşıya bırakmıştır.

Bodrum’a gitmeye karar verdiyseniz, bir İstanbul kalabalığına hazır olmalısınız demektir. Tepeden şehre inerken güzel, sakin  bir sahil kasabası manzarası karşılar sizi. Ama şehre indiğinizde şaşıracağınız bir insan kalabalığı vardır.

Bodrum şehir turuna başlamadan önce merkezdeki Opetten bahsetmeden edemeyeceğim. Bu Opet km’lerle yol yaptığımız halde karşılaştığım en iyi lavaboya sahip en temiz Opet’ti. Bir benzinlik bu kadar mı temiz olur dedirtti.

Tüm sokaklarda o sokakta ne olduğunu gösteren, buna eczane,restoran ve oteller dahil, tabelalar vardı. Merkezde görülebilir bir yerde şehir planı mevcuttu. Turistler zorluk yaşamasın diye her şey düşünülmüştü. Anlaşılan o ki belediye de insanların bir şey aramak için kaybettikleri vakitleri daha iyi değerlendirmelerinden yanaydı.

Bodrum yapılaşmasının ortak özelliği beyaz boyasıyla dikkat çeken 1-2 katlı evlerdi. Bildiğim kadarıyla belediye bunu mecburi tutuyor. Yüksek binaları görmemek insanın doğaya karşı mahcubiyetini azaltıyor olmalı.

Bodrum merkezde denize girilmesi önerilmiyor. Denize girmek için Turgutreis, Yalıkavak, Torba gibi bir plaja gitmeniz gerekiyor. Biz şansımızı Turgutreis’ten yana kullanmıştık ama hiç de memnun kalmadık. Plajı özel işletmeler kapatmış, orda denize girmek imkansız. Şehir merkezindeki kalabalığın daha da çoğu plajda mevcut. Ortalama 50 tl gibi rakamlar ödeyerek girdiğiniz “beach”lerin yanında, 10 tl gibi bir rakama şezlong da kiralayabilirsiniz. Halk plajı ise, tüm bu işletmelerin bitiş noktasından sonra kuytu ve bakımsız bir yerde bırakılmış. Oraya da arabalar park etmiş. Kamuya açık soyunma kabini,duş , lavabo hiçbir şey yok. Hatta arayarak bile duş ve lavaboyu çok zor bulduk. Tüm bunların üstüne bu kadar sıkışıklıkta insanların tatilde olması, güneşlenip dinlenmek istemesi bana biraz garip geliyor. Yani insanların tatilde kendini belediye otobüsünde hissetmelerini sağlayan daracık mekanlar ne kadar eğlenceli hale getirilip popülerleştirilmeye çalışılsa da bana uymuyor.

Bodrum kesinlikle bir kere görülmesi gereken bir yer olsa da her sene tekrar tekrar oraya gitmenin beni mutlu etmeyeceği kanaatindeyim.







Kurşunlu Şelalesi

Kurşunlu şelalesi bitki çeşitliliği bakımından olağanüstü zenginliğe sahiptir. Şelale‘ nin 394 hektarlık bölümü 1991 yılında Tabiat Parkı olarak ayrılmıştır.

Doğayı çok tahrip etmeden hazırlanmış yürüyüş yollarından geçerken kendinizi doğal bir müzede buluyorsunuz. Yürüyüş yolu ve sonunda merdivenler eşsiz manzaralar eşliğinde sizi şelaleye götürüyor. Ancak etraftaki uyarıları doğa severler yadırgasalar da insanın doğaya nasıl düşüncesizce zarar verebildiğini gösteriyor aslında. Tabelalarda “BİTKİLERE YAZI YAZMAK YASAKTIR” yazıyor.

Düden Şelale’sinin aksine burası Antalya Belediyesi’ne değil, Çevre ve Orman Bakanlığı’na bağlı . Giriş ücretini üstünden 5 yıl geçtiği için hatırlamıyorum. Girişin yanında yer alan cafe ve restoranlardan yiyecek içecek ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Kurşunlu Şelalesi’ne ulaşmak için her saat başı Antalya merkezden otobüs ve minibüsler hareket ettiğini söylüyorlar ancak biz buraya da motorsikletle geldiğimiz için bu konuda da tam bilgi sahibi değilim.Ayrıca kendi araçlarıyla gitmek isteyenler Antalya‘ dan Aksu kasabası yönüne gidildiğinde, Antalya Havaalanı‘ ndan 3 km. kadar sonra, yol levhalarından da görülebilir, sola sapılarak gidilir.

Düden Şelalesi

Düden Şelalesi Antalya şehir merkezine yaklaşık 8 km. uzaklıkta doğa severlerin uğramadan geçmediği bir doğa harikasıdır. Şelalenin bulunduğu ortamda doğanın çok tahrip edilmemiş olması, yemyeşil ağaç kokularıyla su sesinin birleştiği bir noktada onu seyrertmek gerçekten heyecan verici. Bir de şelalenin aktığı yerin altında bir mağara var ki, oraya girip suyun sizi hiç ıslatmadan nasıl üstünüzden akıp gittiğine şahitlik ediyorsunuz.

Düden Şelalesi’ne Antalya-Alanya çevreyolundan sola sapılarak gidiliyor. Piknik alanı giriş kapısı önünde, büyük bir otopark var. Ücret karşılığında, aracınızı otoparka park edebiliyorsunuz. Biz motorsikletle gittiğimiz için motorsikleti otopark ücreti ödememiştik. Ayrıca piknik alanına giriş içinde, bilet almanız gerekiyor. Burası Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından işletiliyor.

Son olarak Düden şelalesi’nin 10 km ileride, Lara’nın içinde,  50m yi bulan yükseklikteki falezden denize döküldüğü noktada suyun denizle kucaklaşmasını ve sevinç çığlıklarını izleme şansı buluyorsunuz. Düden’!in denize döküldüğü yeri görmeden gitmek Düden’i tam görmek anlamına gelmiyor bence.

Antalya Kaleiçi’nden İzlenimler

Antalya Kaleiçi'nden Bir Görüntü

Kaleiçi Antalya’nın merkezinde bir çok pansiyona ev sahipliği eden ve aynı zamanda evlerini pansiyon yapmamış Kaleiçi’nde yaşayan halkın daracık sokaklı, güzel mekanı.

Sokaklar ancak tek aracın geçebileceği kadar dar. Yerler arnavut kaldırımı. Bir çok ev restore edilerek pansiyona dönüştürülmüş ve turistlere hizmet vermekte. Ancak evini restore ettirmemiş ve oranın güzel dokusuyla yaşayan şanslı insanları da barındırıyor.

Sokaklar çok dar olduğu için bir araç trafiği dolayısıyla gürültüsü  oluşmuyor.

Yarım ay şeklindeki sur duvarının en dikkat çekici bölümlerinden biri Hadrian Kapısı’dır. İ.S. 129 tarihlerde yapıldığı bilinmektedir.

Yivli Minare, Keyhüsrev Medresesi, Karatay Medresesi, İskele Camii, Tekeli Mahmut Paşa Camii sur içindeki önemli tarihi eserlerden sadece bazılarıdır.

Bir İnternet Projesi: mutlugelin.com

Mutlu GelinAslında blog yazmak benim ilk internet deneyimim değil. İlk bakışta bir blog gibi durmayan ama özünde bir blog olan mutlugelin.com’da bir çok yazı yayınladım. Bir akşam sohbetinde ortaya çıkan bu proje evlilik planı yapan bir çift olarak bizim için güzel bir uğraş oldu o zamanlar.Zorlu ve çok boyutlu olduğunu düşündüğümüz evliliğe hazırlık sürecinde deneyimlerimizi paylaşacağımız bir mecraya ihtiyacımız vardı. Ayrıca bu kategoride yayın yapan web sayfası konusunda eksiklik olduğunu düşünmüştük. Projenin neredeyse tamamı kendi deneyimlerimizden ve araştırma sürecindeki bilgi birikimimizden oluştu.Web sitemiz ilk ziyaretçilerini alırken biz de bir taraftan fuarlara ziyaretçi olarak katılıyor ve içeriğimizi zenginleştiriyorduk. İçerik büyüdükçe ziyaretçi sayımız da arttı. Bizim için çok uzak görünen günde 5000 ziyaretçi rakamları artık normalleşmişti.

Bu süreçte yorumlar geldikçe, insanlara ulaşmış olmanın verdiği mutluluğu yaşıyordum.

Blog ve Ben

Benim blog yazarlığım eşimin desteği ile ve tam olarak bu cümleyle başlıyor. Şu an TV’de sanırım 3 kez izlediğim Buz Devri1 var ama ben 4. kez onu izlemeyi tercih edebilirdim. Fakat eşim blog yazmamın kişisel gelişimim için faydalı olduğuna inanıyor. Ayrıca deneyimleri paylaşmanın internetle gelen en güzel olgulardan biri olduğunu düşünüyor.Bundan sonra zaman zaman  bu blogta hayatım hakkında deneyimlerimi paylaşmayı planlıyorum.

Merhaba Blog :)

Recent Entries »